1998’den bu yana…

Ara
Close this search box.
Ara
Close this search box.

Gastroenteroloji ve Hepatoloji

Sindirim sistemi ile ilişkili şikayet ve hastalıkların tanı ve tedavisinde hizmet vermektedir.

Gastroenteroloji Bölümü; yemek borusu, mide, ince bağırsak, kolon ve rektum, pankreas, safra kesesi, safra yolları ve karaciğerin normal işlevi ve hastalıklarının incelendiği bir birimdir.

Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Medicine Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü, alanında uzman doktor ve ilgili sağlık personellerinin yanı sıra modern teknolojik cihazların sağladığı imkanlardan faydalanarak tanı ve tedavi hizmetlerini sunmaktadır.

Gastroenteroloji hastalıklarının başlıca belirtileri midede yanma, ekşime, ağza acı su gelmesi, karın ağrısı, göğüs kafesinin orta kısmında yanma, bulantı, kusma, gıcık tarzında geçmeyen öksürük, bazı gıdalar tüketildiğinde rahatsızlık hissedilmesi, ishal, kabızlık, ağızdan kan gelmesi, makattan kan gelmesi, zorlanarak büyük abdeste çıkmak, büyük abdest alışkanlığında değişme olması, deri renginde ve göz akında sararma olması, kaşıntı, bazen de halsizlik ve kilo kaybıdır.

Alanında uzman doktor kadromuz; dispepsi (hazımsızlık), karın ağrısı, kabızlık, ishal, bulantı- kusma, reflü, mide şikayetleri (sıklıkla midede yanma hissi; gastrit vb.), mide ve duodenum ülserleri, mide ve bağırsak kanamaları, inflamatuvar (İltihaplı) bağırsak hastalıkları (ülseratif kolit, Crohn hastalığı vb.), sindirim sisteminde polipler (kolon, mide vb.), karaciğer ve safra yolları hastalıkları (hepatitler, sarılık, siroz, safra yollarında taşlar),  besin alerjileri ve besinlere duyarlılık (çölyak hastalığı, laktoz intoleransı vb.), pankreas hastalıkları ve gastrointestinal sistem kanserleri (yemek borusu, mide, bağırsak, karaciğer, safra yolları ve pankreas kanserleri) ve bunlar gibi diğer sindirim sistemi ile ilişkili şikayet ve hastalıkların tanı ve tedavisinde hizmet vermektedir.

KOLON POLİPLERİ

Polipler, kalın bağırsağın yüzeyini örten tabakanın (mukoza) anormal büyümesi sonucu gelişen ve bağırsak kanalı içine doğru büyüyen et parçalarıdır. Batı toplumunda 50 yaştan sonra sıklıkları artar ve 60 yaş üzerindeki kişilerde sıklığı % 30’lara ulaşır. Günümüzde kalın bağırsak kanserlerinin % 95 ‘inin kolon poliplerinden oluştuğu kabul edilmektedir. Kolon kanserleri Batı toplumlarında en sık rastlanan kanserler arasında üçüncü sırada ölüme yol açan kanserler arasında ise ikinci sırada yer almaktadır.

Kanserleşme adenomatöz poliplerde görülür. Bunların alt grupları tubuler adenoma, tubulovillöz adenoma ve villöz adenomadır. Bir polibin kanserleşmesi için 8-10 yıllık bir süre gerekir. Tek bir polipte kanserleşme riski %8 iken 10 polip varlığında bu risk % 37’ye çıkar. Polibin çapı arttıkça kanser riski de artırmaktadır. Örneğin; 2 cm uzunluğu geçen poliplerde patolojik tipe göre bu oran %35-47 arasındadır. Polipler kanserleşebilen yapılar oldukları için kanserleşme olmadan çıkarılması kişiyi bağırsak kanserinden korur.

POLİPLERİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Genelde hiçbir belirti olmaz ve polipler kalın bağırsağın boyalı film (kontrastlı kolon grafisi) veya kolonoskopi ile incelenmesi sırasında bulunur. Bazı poliplerde akıntı ve makattan kanama olabilir. Çok büyük poliplerde bağırsağın tıkanması ile ilgili olarak; kabızlık, karında şişme gibi şikayetler olabilir.

Villöz adenomlarda ise; ishal ve buna bağlı potasyum kaybı, bunun sonucunda da halsizlik ve kalp ritm problemleri oluşabilir. Bazen polipler uzun süreli olarak azar azar kanama yaparlar. Gözle görülür bir kanama olmadan kişide gelişen kansızlığın nedenini araştırırken yapılan kolonoskopi de polipler saptanabilir.

TANI

Dışkıda gizli kana bakılması sonucunda pozitif çıkması polip varlığını düşündürebilir ancak negatif çıkması da polip olmadığı anlamına gelmez. Kontrastlı kolon grafisi ve sanal kolonoskopi ile poliplerin varlığı saptanabilir. Ancak bu yöntemlerde saptanan poliplere müdahale edilemez.

Sigmoidoskopi veya kolonoskopi işleminde doktor, ucunda kamera olan bükülebilir bir tüp ile bağırsağın içini televizyon ekranına benzer bir ekranda direkt görür. Sigmoidoskopi işleminde ilk 60 cm gözlenir. Kolonoskopi işleminde ise tüm kalın bağırsak ve ince bağırsağın son kısmı görülür. Bu işlemlerde hastaya ağrı kesici ve sakinleşitirici verilerek kişinin işlem sırasında rahatsızlık hissetmemesi sağlanır.

Günümüzde 50 yaş üzeri kişilere kolon kanserinden korunmak için kolonoskopi önerilmektedir. İlk yapılan işlemlerde (sigmoidoskopi veya kolonoskopi) polip saptanmaz ve özel bir şikayet olmaz ise bu işlemlerin 5 yılda bir tekrarlanması yeterlidir.

Kolonoskopide saptanan polipler hot biopsi veya snare denilen kolonoskop cihazının içinde ilerletilen kotere bağlı cihazlarla yakılarak tamamen çıkarılabilir. Çıkarılan polipler patolojide incelenir ve alt grubuna göre hastanın takip sıklığı belirlenir.

Eğer polip sigmoidoskopide saptanmış ise bağırsağın diğer bölümlerin de görmek için mutlaka kolonoskopi yapılmalıdır. Kanser tanısı olan hastalarda takipte kullanılan  karsinoembriyonik antijenin (CEA) tarama amaçlı olarak kullanılması yanlıştır. Dışkıdan yapılan genetik testlerin polip ve kanserdeki tanı değeri belirsizdir, günümüzde tarama ve tanı için tek başına önerilmemektedir.

KİMLERE ÖZELLİKLE KOLONOSKOPİ ÖNERİLMEKTEDİR?

• 50 yaş üzerindeki kişilere tarama testi olarak önerilmektedir. Birinci derecede akrabasında kolon kanseri/ polibi olanlarda bu yaş sınırı 40 olabilir,

• Kalın bağırsak kanseri hikayesi olanlar,

• Kalın bağırsak polibi hikayesi olanlar,

• Ülseratif Kolit ve Crohn hastalığı (8 yıldan fazla süre ile hasta olanlarda risk artar),

• Meme, yumurtalık ve rahim kanseri olanlar,

• Açıklanamayan karın ağrısı olanlar,

• Dışkılama alışkanlığında değişme olanlar,

• Sebebi açıklanamayan demir eksikliği saptanan kişiler,

• 50 yaş altında bile olsa hemoroide bağlı olmadığı düşünülen makattan kanamalar.

Daha fazla bilgi için: Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Medicine Hastanesi Çağrı Merkezi – 444 0 205

Gastroenteroloji ve Hepatoloji Hakkında sağlık rehberi

Dil seçimi yapınız!